Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Helallik İstemenin Çarpıtılması ve Helalleşmenin Asıl Manası Üzerine

Bu yazımda helallik istemenin halk ağzında nasıl çarpıtıldığından bahsedeceğim.

İslam inancında başka bir insana bilerek ya da bilmeyerek zarar vermek kul hakkına girmektir ve günahtır.

İnsan ilişkilerinde karşılıklı faydalar olabileceği gibi birbirine zararlı davranışlar da söz konusu olabilir. Kimi zaman toplum içerisinde ilişkileri adli yollara başvurmadan karşılıklı anlayış ve yazılı olmayan kurallarla çözmeye çalışırız ki ilişkilerimiz aksamadan devam etsin ve böylece toplumun işleyişi felç olmasın. Aksi halde her olayın adli mercilere taşınmasının oluşturacağı meşguliyeti pek çoğunuzun bildiğini tahmin ediyorum. İşte toplum içerinde hakkına zarar verilenin hakkının verilmesi için bir dini kural ve buna dayalı toplumsal ve vicdani bir baskının olması gereklidir.

Gereklidir sözümü çarpıtılmamış olsa gerekliydi diye düzeltmeliyim.

Çünkü helalleşmek konusunun hakkını iade etmek olduğunu kimsenin düşünmediğini görüyorum.

Satırlarıma daha açık ifadelerle devam edeceğim.

Herkes kendini çok akıllı karşındakini çok akılsız sanıyor. Komik olan bu akıllılar kendini akılsızların Allah’ından da akıllı sanıyor olmaları. Bir insanın hayatına zarar açan ondan zararı telafi etmeden helalliğini almak o kadar kolay mı? Mazlumun hem hakkını yiyip hem yakasına yapışıp zorla utandırarak veyahut korkutarak “helal ettim” dedirten kişi gerçekten o hakkın Allah katında helal olduğunu mu sanıyor. Laf cambazlığı ile helal ettim sözü koparanlar, kendilerini kandırır, Allah’ı kandıramazlar.

İki  de bir hakkını helal et diyenlere iki soru sorasım geliyor:

  • Sen kendinden hiç mi emin değilsin de karşındakinden sürekli helallik bekliyorsun.
  • Diyelim ki benim hakkıma girdin benden helallik istemek için öncelikle benim bildiğim ve senin de bildiğin, benim bilmediğim ama senin bildiğin bana ne zararın olduysa önce onu karşılaman gerekir. Bu zararları karşıladın mı ki benden helallik isteyebiliyorsun.

Değerli arkadaşlar kul hakkı çok hassas bir konu. Çoğu zaman bir insana verdiğin zararla sadece onun haklarına zarar vermiş olmuyorsun. Mesela evli çocuklu bir insanın maddi zararına sebep olduğunda bu durumdan onun çocukları ve eşi etkileniyor. O adam eğer zor durumda kaldığı için çevresinden destek almak zorunda kalırsa yakınında kim varsa mesela anası babası etkileniyor. Yani artık helalliğin muhattabı bir kişi değil. Hakkına girilmiş pek çok insan var. Bu helalleşme mevzu bir “hakkını helal et, tamam ettim gitti.” Şeklinde ucuz değil.

Ben bu yazımı helalleşmenin özünü anlamak isteyenler için kaleme alıyorum. Tabii ki bunu toplum içerisinde bu bilgi gözüne sokulsa dahi umursamayacak insanlar hep olacak. Çünkü bazı dini kelimelerin (inşallah, elhamdülillah, hakkını helal et gibi) insanlar tarafından söylenegelmesinin dini kaygıdan çok uzak bazı sebepleri var. Üzücü (söylenecek çok söz var ama üzücü demekle yetiniyorum.)

Helalleşmenin özeti:

Bir kişinin başka bir kişinin hakkını almış ya da hakkına zarar vermiş olması durumu Kul Hakkına girer ve bu hakkın iade edilmesi gerekir. Asıl Helalleşmek budur. Helalleşerek kişinin hakkı hem maddeten verilir hem de dille özür dilenir. Helalleşme de öncelik kişinin hakkını iade etmek olup eğer o kişi direk hakkından feragat ediyorsa bu kişinin kendi hür iradesi ile gösterdiği bir hoşgörü ve bağışlamadır. Burada hakkı yenen kişi her ne kadar hakkını helal etmiş olsa da eğer dolaylı yoldan başka insanlarda hak kaybına uğradılarsa bu söz ile hakka giren temize çıkmamaktadır. Bu yüzden en doğrusu hakkın sahibine iade edilmesi ve zarar gören herkesin zarar miktarınca hoşnut olacak durumun tesis edilmesidir.

Konuyu bizzat Allah Resulunun kendisiyle helalleşilmesi hususunda sözleriyle tamamlamak istiyorum:

“Ey İnsanlar! Belki yakında aranızdan ayrılacağım. Allah’ın huzuruna kul hakkı ile gitmekten daha ağır bir şey yoktur. Kimin bende bir alacağı varsa işte malım gelsin alsın. Kime yanlışlıkla veya kasten vurmuşsam işte sırtım gelsin vursun. Bu konuda asla çekinmeyin. Şunu bilin ki, içinizde bana en sevimli olan bende olan hakkını alan veya bana hakkını helal eden kişidir.”

Hz. Muhammed s.a.v.

Leave a comment