Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Sol El Kullanımı Örneği Üzerinden Zorluklarla Mücadele

Sol El Kullanımı Örneği Üzerinden Zorluklarla Mücadele

Bugün sizlerle yaşadığım bir olayı paylaşıp konuyu kişisel gelişim boyutuna taşıyacağım.

Birkaç gün önce aynı anda hem idareci hem de eğitimci olan bir tanıdığın yanındaydım. O sırada bir kağıda yazı yazmam gerekti ve yazımı gören eğitimci arkadaştan beklemediğim bir tepki aldım! “Hocam Kalem tutuşunuz… Hiç istemediğimiz bir tutuş şekli bu, çok zorlanmışsınızdır böyle!” “Hocam ben solağım.” Dedim. Yine de arkadaş “ama” diyerek tenkitine devam edecek oldu, o sırada kağıdı önüne uzatmamla o ama değişti ve “ama yazınız da güzelmiş!” şekline dönüştü. Kendisine eğitim hayatımın bir solak olarak hala devam ettiğini ve bu süreçte aldığım neticelerin bir bölümünü kısaca anlatıp konuyu kapattım. Zira solak olmadan bu durumu anlamak pek mümkün değil. Burada da bu durumla ilgili iki görüşümü aktarıp yazımın ana fikrine döneceğim.

Öncelikle sol el baskın bir bireyin toplumun geri kalanı gibi kalem tutup aynı şekilde yazı yazması mümkün değildir. Çünkü kullandığımız yazı dilinde harflerin çizim şeklinden, metnin soldan sağa akmasına kadar yazı sağ elini kullanan bireylere göre şekillenmiştir. Tüm solaklar bu duruma kendilerince adapte olmuşlardır. Örneğin genel olarak solaklar ellerini yazılarını bozmayacak bir pozisyona getirerek yazarlar vs.

İkincisi ne zaman solaklık mevzusu geçse illaki ortamda “solaklar daha zeki olurMUŞ!” diyen bir sağ el baskın kişi bulunur. Muş ile biten bu tespit/soru arasındaki cümleye karşı benim cevabım her seferinde şu olur: Solakların daha zeki olduğu konusunda kesin bir şey söyleyemeyiz. Ama bir solağın toplum içinde hayatın akışına uyum sağlayabilmesi için ortalamadan daha becerikli olması gerektiği kesindir. Yani solak kişi zeki midir? Cevap evet de hayır da olabilir. Peki solak kişi becerikli midir? Eğer yaşayan bir solakla karşılaştıysanız kesinlikle çevrenizdeki en becerikli insanlardan birisini görüyorsunuzdur.

Ana fikir şu:

Hayatın şartları sizin zorunluluklarınıza taban tabana zıt şekilleniyor olabilir. (Tıpkı bir sol el baskın kişinin sağ elini kullananlara göre dizayn edilmiş bir dünyada yaşaması gibi) Bu halde bile yaşayabilmek için çabalamalısınız. Eğer bunu başarırsanız çevrenizdeki insanlardan bir açıdan mutlaka kendinizi daha çok geliştirme imkanına ulaşırsınız. Yani yaşadığınız zorluk, sizin başkalarına karşı avantajınıza dönüşür.

İnsan problem çözebilen canlıdır. Hatta şunu da diyebiliriz, insanın bu dünyada doğduğu andan itibaren uğraştığı şey problem çözmektir. Yalnız bazı problemlerin çözümünde sizinle beraber hareket eden çok insan vardır. Bazı problemlerse size özel olup çözüm yalnız ve tamamen sizin iradenize kalmıştır. Böyle zamanlarda insanların sizi anlamasını beklemek yerini kendi atılımınızı gerçekleştirin. Bu atılım hayatınızı anlamlandırmak niyetiyle olsun. İnsan problemlerini çözerek büyür, olgunlaşır. Çözebilmek için cesaret gösterdiğimiz her sorun bize gelişmek için açılan bir kapıya dönüşecektir. Bu umut ile herkese selamlar, saygılar.

Leave a comment