Bireyden topluma bulaşan bir hastalık “müstehzilik”
Arapça alay etmek anlamına gelen istihza sözcüğünden türeyen Müstehzi sözcüğü “alaycı tavır” olarak kullanılmaktadır. Yazımın konusu olan Müstehzilik yerine neden Alaycılığı tercih etmediğimi şu şekilde belirtmek isterim:
Bir toplumda bir davranışın geçmişten beri gelen net bir karşılığı yoksa bu davranışın kazanıldığı kültürden davranışı ifade eden sözcük de ithal edilir. Örneğin “rüşvet” kelimesinin Türkçe’de birebir karşılığı yoktur. Rüşvet verme eylemi hangi toplumdan bize yansıdıysa terim de oradan alınıp kullanılagelmiştir.
Müstehzilik de benzer bir durum söz konusudur.
Her toplumda insanların birbirlerine muzip davranışlar sergilemesi, şakalar yapması, kimi zaman bu davranışların küçümser bir duruma dönüşmesi ve toplum içinde birilerinin alay konusu olması çokça rastlanılan toplum içi davranışlardır. Ancak eski Türk Toplumunun görgü kurallarını bazı metin taramalarında incelediğimizde Türklerin karşılıklı davranışlarında duygusal netlikten yana olduklarını gözlemlemekteyiz. Dede Korkut Hikayelerindeki insanların karşılıklı diyalogları, Orhun Yazıtlarında Bilge Kağan’ın ve Tonyukuk’un buduna hitap şekilleri, Kutadgu Bilig’de hikaye tarzı, Divan-i Lügat’it Türk’de Türkler hakkında verilen bilgiler ve İbn Fadlan gibi seyyahların anlatımları bize bu konuda bir fikir vermektedir. Türkler gibi toplumsal dayanışmanın hayati önem taşıdığı; çoğunlukla milletin bir ordu gibi hareket etmesinin gerekli olduğu sosyal yapılarda söylenen sözün, yapılan davranışın anlamının ilk akla gelenden farklı olması toplumun işleyişini yavaşlatacaktır. Oysaki Anayurt Türkistan Türk yaşamında hızlı düşünmek, hızlı tavır almak ve hızlı harekete geçmek bireyden topluma mecburiydi. Mesela Türk Ordusunda önemli bir kural da astın üstünün emrini tekrar etmesi olarak bilinir. Çavuş astına emir verip “Asker! Atları bağla.” derse emri alan askerin “Emredersin komutanım, atları bağlayacağım.” Demesi eski Türk emir komuta yapısında mevcuttu… Yukarıda bahsettiğim gibi tüm bu netlik içerisinde toplum içerisinde yine alaya alınanlar, dalga geçilenler olmuştur ki bu insanlığın genel yapısında var. Ancak şakanın alayın bile söyleniş şeklinin çok net ve anlaşılır olduğu bellidir. Birisini aşağılamayı göze alan bunu mertçe yapmalı, bunun karşılığını bedelini de göze alabilmelidir.
Türkler İranlılar, Araplar ve Romalılarla iletişimini arttırdıkça onlardan ikili ilişkilerde de toplumsal davranışlarda da politik hal hareketler gösterebilmeyi, kelime oyunları yapabilmeyi, göründüğü gibi olmayan ve olduğu gibi görünmeyen bir karaktere bürünebilmeyi öğrendiler.
Müstehzilik Alaycılıktan farklı olarak Anadolu Türklüğünde belirli bir kavram olarak yukarıda anlattığım kültürel etkileşimden ortaya çıkmıştır diyebiliriz. “Bıyık altından gülmek” deyimi “Müstehzi gülüş” kavramına en yakın dilimizdeki anlatım şekli olarak karşımıza çıkar. Bıyık altından gülmek ne demektir? Karşınızdaki kişiyi ciddiye almayıp, onunla olan tüm diyolog ve davranışlarınızda bunu ona belli belirsiz sezdirdiğiniz ancak üçüncü bir kişiye tiyatral bir şekilde bu durumu mümkün olduğunca yansıtmaya çalıştığınız davranışlarınızdır. Delikanlı gibi “seni ciddiye almıyorum” diyebilecek mertliğiniz yoktur. “Senin davranışlarını, kişiliğini, yaşamını, fikirlerini küçümsüyor ve buna göre sana bir tavır takınıyorum” diyemeyecek kadar yüreksiz olmaktır Müstehzilik.
Yıllar içerisinde insanların davranışlarını tahlil ederek müstehzi tavırları çok çabuk algılar oldum. Müstehzi davranışları olan insanların genellikle tatminsiz ve aşağılık kompleksini yenemeyen, davranışlarında kararsız, çoğunlukla olaylara ve insanlara korku ve tedirginlikle yaklaşan, çıkar odaklı yaşayan tipler olduklarını, orta seviyede eğitimli, ekonomik olarak kırılgan bir bütçeyi yönetmeye çalışan insanlar olduklarını fark ettim. Eee bu bir genelleme olarak çok kişiyi kapsadı diyebilirsiniz. Biliyorum. Ancak aynı toplumda kendini düzeltmeye çalışan ya da bu toplum yapısından bezgin bulunan çok insan da mevcut. Ben bu yazıyı zaten böyle insanlara desteğimi göstermek için yazmaktayım. Müstehzi davranışların bir viral hastalık gibi bireyden bireye yayıldığını ve herkesi rahatsız ettiğini görüyorum. Herkes birbirine aşağılar gibi davranıyor. Burunlar havada, konuşurken seçilen kelimeler küçültücü ve ezici. Kendince yaşamak için bir yol bulmaya çalışan her ferd ailesinden, iş ortamına, bir kurumdaki muhatabından, eğitmen, kanaat önderine kadar hepsinde toplumun kendisini küçümseyişini hissederek yalnızlaşıyor ve duygularını yitiriyor. Daha çocukken ana baba yanında müstehzi davranışlar ile muhatap olan çocuklar önce karşısındakinin davranışını anlamlandıramıyor, daha sonra en yakınındaki insanların bile kendisine karşı duygu ve tutumlarına güvenini yitirip onlarla arasında duvar örmeye başlıyor. Sonrasında da aynı davranışları akranlarına gösteren gençler samimiyetten uzan ama vıcık vıcık bir ilişki ağı oluşturuyorlar.
Müstehzilik bireylerin arasında gerçek muhabbeti yok eden bir davranış şekli olduğu gibi toplum içerisinde başka bir hastalığı daha artırıyor. O da kişinin emeklerinin toplum nazarında hiçe sayılması… İnsanlar çalışıp didinerek bir iş-oluş meydana getirmeye çalışırken çevrelerinde hep müstehzilikle baş etmeye çalışıyorlar.
Mesleğini ilerletmeyene çalışan bir insanla alay eder gibi konuşan arkadaş çevresi,
Geleceğini inşa etmeye çalışan bir gence bıyık altından gülen akrabalar,
Bir fikir beyan ettiğinde “sen ne bilirsin ki” der gibi bakış atan amirler ve yöneticiler,
Daha ince estetik ve sanatsal duygulara değinmiyorum bile. Bu konularda çevresine güven içerisinde kendini ifade etmekte insanlar o kadar zorlanıyor ki duygularına bile gem vuruyorlar artık.
Müstehzi davranışların hakimiyeti altındaki toplumda sürü mantığıyla hareket ederek insanlar ruhen ezilmemeye çalışıyorlar. Sonuçta üretimin her şekli törpüleniyor. Yenilikler başlamadan son buluyor. Gençlerin coşkusu soluyor, solduruluyor.
Kıymetli gençler. Yazımın bu aşamadan sonrası sizler için. Ben yaşam coşkumun söndürülmesi yerine müstehzi gülüşleri söndürmeyi kendine şiar edinmiş bir insanım. Çocukluğumdan itibaren müstehzi davranışlarla karşılaştım ve sabırla hedeflerime ulaştıkça müstehzi bakışların yerini alan duygu değişimleri ile yoluma daha da güç bularak devam ettim. Başarım için müstehzi insanları ya motive edici buldum ya da görmemeyi öğrendim. Bilin ki başarınız ile kimseyi tatmin etmek, takdir görmek, destek bulmak zorunda değilsiniz. Her emeğinizle gelişecek olan sizsiniz. Bu yüzden emeklerinize sahip çıkın. Toplumda başkalarının değer yargıları ile değerlenecek ya da değersizleşecek bir varlık değilsiniz. Siz İNSANSINIZ. İnsan kendini geliştirebilir, çözümler üretebilir, şartları ve kendi imkanlarını analiz ederek kendi benzersiz yolunu çizebilir. Tabii ki tüm bunları yaparken geçmişten, diğer insanlardan, kadim ve güncel bilgilerden faydalanabilir. Bazen ders bazen ibret alabilir. Size gerçekten destek olmak isteyen insanların uyarılarını ve tecrübelerini kulak arkası etmeyin. Ancak sizi umutsuzluk çukuruna çekmek isteyen müstehzilere de pabuç bırakmayın. Her birinizin “her şeye rağmen hayatımı gönlümü rahat kılan bir aşamaya getirdim.” Diyebileceğine yürekten inanıyorum. Bu inanç aramızda yansıdıkça toplumun müstehzilik hastalığına da şifa bulduğumuz günler gelecektir.
