Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Şeref, Kibriya ve Tenezzül Etmemek

Hayatınızın başında öğrenmenizi, düşünce ve davranışlarınıza katmanızı tavsiye edeceğim üç sözcük size sunacağım.

 

Bu sözcüklerden birincisi şeref kelimesidir. Onur ve Haysiyet sahibi, saygın, seçkin bir insan olmak şerefli İnsan olmaktır. Sevgili çocuklarım İnsan sonradan şerefli olmaz. Doğuştan her insan şereflidir. Biz insanın doğuştan günahkar ve suçlu olduğuna inananları red ederiz. İnsan şeref timsali olarak doğar ve büyür. Bütün hayatı boyunca yapması gereken bu şerefi muhafaza etmektir.

 

Bir deyim vardır, “şerefini ayaklar altına almak” diye. Bana bir insan doğuştan gelen şerefi nasıl yitirir diye sorarsanız, size bu deyimi açarak cevap veririm. İnsanın şerefine yakışmayacak şey, ayaklar altına düşmek, ayaklar altına düşmüş şeyleri talep etmek, ayaklar altında unutulanları aklından çıkaramamak, kendi özünü ayaklar altında gibi düşünüp üstünde bildiği kişilere el açmaktır. Ben buna “aşağılığa tenezzül etmek” diyorum.

 

İnsanın şerefini koruması için aşağılığa tenezzül etmeyen bir karakteri muhafaza etmesi gerekir. “Benim insanlığıma buna, şuna, ona vs. tenezzül etmek yakışmaz.” Diye özünde yankılanan insanı hiç kimse ve hiçbir şey şerefsizliğe mahkum edemez.

 

Böyle bir insan:

 

Yerde gördüğü parayı almaya tenezzül etmez.

İnsanları kandırmaya tenezzül etmez.

İnsanları kendine inandırmak için yemin etmeye tenezzül etmez.

Olduğundan farklı görünmeye tenezzül etmez.

Bilmediğini bilmiş gibi yapmaya tenezzül etmez.

Aç gözlü gibi başkasının hakkını kapmaya tenezzül etmez.

Rızasız bahçenin gülünü dermeye tenezzül etmez.

Kimse bilmeyecek olsa da vicdanını rahatsız edecek işi yapmaya tenezzül etmez.

Emeğini vermediği lokmanın kendisine lutfedilmesine tenezzül etmez.

Her görünen şeyin güzelliğine meyletmeye tenezzül etmez.

Ölüm gelecek olsa bunun kaygısını, korkusunu duymaya dahi tenezzül etmez.

 

Sevgili çocuklarım Tenezzül etmemek insanların penceresinden farklı, hakikatin penceresinden farklı görülür.

 

“Benim aslım, özüm, zatım aşağılığa tenezzül etmez” diyen insana diğer insanlar Kibirli derler. Burada Kibirliyi kendini beğenmiş, ukala, burnu havada olarak kullanırlar. Oysaki kibir “ben senden daha kıymetliyim” demektir. Kibirli insan çevresindekileri hor hakir, kendini onlardan doğuştan üstün görür. Kibirli insanın “Ben” dediği başka insanların “ben” inden onun görüşüne göre daha kıymetlidir.

Oysaki şerefli insan, aşağılığa tenezzül etmemesi ile kendisini sadece olması gereken yerde görür. Buna kibir değil KİBRİYA denir. Kibriya çok derindir ama kısaca Şerefli olduğunun şuurunda olmaktır diyelim. Bir insanın kibirli mi yoksa Kibriya vasfında mı olduğunu anlayabilenler var. Bunu nasıl anlıyorlar derseniz, aynı anda hem merhametli, hem de vakur, hem alçak gönüllü, hem de yeri geldiğinde sert ve kınanmaktan korkmayan, yeri geldiğinde sevginin kaynağı yeri geldiğinde korku uyandıran bir insan gördüklerinde bu kişinin Kibriya sahibi olduğunu anlıyorlar.

 

Sizlerin bu vasıflara sahip olacağınıza tüm kalbimle inanıyorum.

Leave a comment