Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Nostalji Hastalığına Kapılmamak İçin Bugünümüzü Anlamlı Kılmalıyız

Nostalji kelimesi  geçmiş güzel günlere/hatıralara duyulan özlemi ifade etmektedir. Grekçe nostos (eve dönüş) ve algos (acı) kelimelerinin birleşiminden oluştuğu ileri sürülen nostalji ilk defa 17. Yüzyılda İsviçreli paralı askerlerin evlerinden uzakta olmanın kaygısını yaşamalarını ifade etmek için kullanıldığı bilgisi internette çokça paylaşılır. Nostalji zamanla geçmişe duyulan ilgi, güzel hatıraları sürekli anma isteği, artık bitmiş tekrarlanamayacak olay ve durumları bugünün üstünde değerli tutmak olarak bir takıntıyı belirten terime dönüşmüştür.

Nostalji duygusunun iyi yanları bulunmakla beraber sürekli bir nostalji durumunda takılıp kalmanın bir çeşit hastalığa dönüştüğünü görmekteyiz.

Geçmişe duyulan özlemi biz hepimiz en çok yaşlılarımızın hal ve konuşmalarından görür ve onların adeta geçmişin hatıraları ile çevrili bir alan içerisinden bizimle iletişim kurduklarını hissederdik. Yaşlı insanların bu davranışları bize biraz olsun normal gelirdi. Ancak günümüzde yaşlılar kadar gençlerin de nostalji duygusunun etkisinde kalmaları bireylerde ve toplumda ciddi problemleri tetikleyecek gibi durmaktadır.

Henüz yirmilerinde, otuzlarında olan insanlar çocukluk yıllarına duyulan özlemden başlayıp, okul yıllarına özlem, çalışma hayatı öncesine özlem, evlilik öncesine özlem gibi duygusal takıntılar ile bugünlerini yaşanmaz hale getiriyorlar. Peki henüz yaşlanmadan, ömründe pek çok anı biriktirmeden orta yaş ve orta yaş altı insanlar neden bu kadar nostalji duygusuna takılır oldular? Bu konuyla ile ilgili bence üniversitelerde araştırma yapılabilir. Kendi cevabımı ise şu şekilde aktarmak isterim.

Nostalji takıntısı yayıldı çünkü:

*****

Artık çağ çok hızlı değişir oldu.

İnsan zamanla yarışır halde hareket ediyor,

İnsan bugün ne yaşadı bilemeden yarına odaklanıyor.

Modalar-trendler bir dayatma ile hayatımızı şekillendiriyor.

İnsanlar arasında anlık hisleri yaşamak teşvik ediliyor.

Popüler kültür ve onun kullan-eğlen-at-unut yapısı baskın halde.

Klasik ve geleneksel yaşam şekilleri sıkıcı ve olumsuz olarak görülüyor.

Yenilikçi ve modern olmak insani köklerden uzaklaşmakla bağdaştırılıyor.

Sosyal medya insanların modunu belirliyor.

Sosyal medya içerikleri kısa videolar ve anlık hikayelerle insan beyninin algı aralığını daraltıyor.

Küreselleşme ile insanın zaman mekan algısı ve buna bağlı aidiyet duygusu değişime uğradı.

Toplumun aile yapısı bilinçli şekilde bozuluyor.

Maddi çıkar ve insani sevgi arasında insanlar tarafını maddiyattan yana seçer oldular.

Sanayi toplumunun şekillendirdiği kent yaşamı duygusuz ve robotik davranışları tetikliyor.

Artan çevre kirliliği ve doğa tahribatı bir gün önce gördüğümüz dünyayı bugün aratır hale getiriyor.

*****

Bu yazdığım sebepleri daha da artırabilirim ama hepsinin bir noktayı işaret ettiğini bilmemiz gerekir, insan medeniyetindeki hızlı ve olumsuz değişim. Buna toplumsal bir korozyon, sosyal paslanma, medeniyet çürümesi ne derseniz deyin. Bugünün tadı kaçmış durumda. Birbirimizin tadını kaçırdık ve mecburen geçmişten bir tad dilenir hale geldik.

İnsanlar yaşadıkları andan zevk alamıyorlar. Her günün bir öncekinden daha kötüye gittiğini hem hissediyor hem de buna şahitlik ediyorlar. İnsanın gençken yaşlanıp imkanlarını yitirmesinden öte dünya yaşlandırılıyor hızlıca. Bunu gören insanlar da kendilerini daha ufacık yaştan dünyanın bu haline kaptırıyorlar. Çocukluktan yaşlı ve bulunduğu zamandan memnuniyetsiz bireyler inşa ediyoruz. Fark ediyorsanız nostaljik öğelerin günümüz teknoloji ile sunumu her alanda arttı. Çünkü bugünün samimiyetsizliğinden kaçmak için nostaljik öğeleri kullanmaktan başka bir çare bulunamıyor. Bu yüzden nostalji piyasalarda çok satar oldu. Ben buna da “popüler nostalji” diyorum. Yani insanlara anlık nostalji içerikleri pompalayıp bununla bugünün dünyasına mahkumiyetlerini perçinlemek.

Değerli okuyucularım kaleme aldığım bu konu böyle bir iki paragrafla değinilip geçilecek kadar basit bir konu değil. Ben burada sadece bir yarayı kanatıp içindeki cerahatı sizlere gösterebiliyorum. Oysaki bu konu acil çözüm bazında kurumların öncelikli eylem planında yer alması gerekiyor.  Nostalji hastalığı her yaştan insanın bugününü mutsuz, kötümser geçirmesini tetiklerken toplumları ise pasif ve cansız yığınlara çeviriyor.

Nostalji hastalığına kapılmamak için şimdilik toplumsal bir çözümü sunmak bence mümkün gözükmüyor. Bireysel bazda daha dik kafalı ve kendi gerçekliğini yılmadan yaşayabilen bireylerin bu hastalığa boyun eğmeyeceği kanaatindeyim. Yazımın içerisinde ***** içerisinde belirttiğim bölüme karşı dik duruş sergileyebilen herkesin bunun devamında yapması gereken şeyi bileceğini düşünüyorum:

Yani bugünümüzü anlamlı kılabilmek. Çünkü elimizde yalnız bugünümüz var. Bugün kendinize huzur verdiyseniz, kendinize anlam kattıysanız, kendinizi geliştirdiyseniz, bir iş ve oluşu zevkle meydana getirdiyseniz, yarına ulaşacak bir güzelliğin inşasına katkıda bulunduysanız sizin nostalji hastalığından korkmanıza hiçbir sebep yok.

Ben de bu yazıyı yazıyorsam, benim de nostalji hastalığından bir korkum yok. Çünkü bugünüm değerini biliyorum. Dün de kalan hatıralarımı huzur içerisinde yad edebiliyorum; bugünün de bir nefes, bir an sonrası geçmişte kalacağının farkındayım. Ancak biliyorum ki güzellikleri yarına taşıyabildikçe geçmişim benden razı kalacak. Dünüm, bugünüm hep bir   bütünün parçası. Kökler, dallar ve yapraklar gibi… İşte bu düşünce ile her güne merhaba derken içimde huzuru taşıyorum. Evvel ve Ahir olana gönül vermiş şekilde nefes almaya, yaşamaya devam.

Leave a comment